KELEBEK BİRİCİK

İsim Soyisim: Kelebek Biricik 

Geçirdiğiniz operasyonun ismi: Laparoskopik Tüp Mide

Operasyon olma tarihiniz: 28.05.2013

Operasyon öncesi kilonuz:135 kg

Operasyon sonrası kilonuz: 65 kg
 
Operasyon olmadan önce kilo vermek için, ne gibi yöntemler denediniz?
 
Onbir yaşımdan operasyon geçirdiğim güne kadar onlarca diyet yaptım, denemediğim yöntem kalmadı, buna kimyasal ilaçlar da dahildi tabii. 6 ay kadar akupunktur tedavisi de görmüştüm. Fakat bunların hiç biri beklediğim kilo kaybını yaşamamı sağlamadı. Özellikle 25-28 yaşlarım arasında diyetisyenlerimin verdiği tüm diyetlere harfi harfine uymam ve sporu da eksik etmeme rağmen, hiçbir zaman 10kg’dan fazlasını veremedim.
 
Operasyon olma kararını nasıl ve neden verdiniz?
 
Yıllarca kendimi ve etrafımdaki herkesi “ben böyle mutluyum, siz karışmasanıza” diye kandırdım. Ama zaman geçtikçe, yaşım ilerledikçe etrafımdakileri kilom ile ilgili konuşmaya başladıklarında sustursam dahi, içimde sürekli bir acı, bir kırgınlık, kızgınlık vardı. Kendime kızıyordum, etrafımdakilere kızıyordum. Bir mağazaya girip, çok beğendiğim bir montun büyük bedeni olup olmadığını sorduğumda, benden uzaklaşan satış görevlisinin diğer arkadaşına “ayı bedeni satmıyoruz” dediğini duyduğumda cevap bile veremiyor, mağazadan çıkıp kendi mutsuzluğumun içinde boğuluyordum. Sosyal olarak herhangi bir aktiviteye katılmak bile bir işkenceydi. Çünkü ortama uygun kıyafetlere sahip olmadığım için, hazırlanmak dahi oldukça zordu. İster istemez içime kapanmıştım ve kendimi değersiz, işe yaramaz, kimse için önemi olmayan biri olarak görüyordum. Çok mutsuz, odasından dışarı çıkmak istemeyen, mecbur olmadıkça evden bile çıkmayan bir kadına dönüşmüştüm. Sağlıksızdım, uyuyamıyordum, ufacık bir harekette bile saatlerce yürümüş kadar yoruluyor, nefes nefese kalıyor, vücudumun ağrıları yüzünden ağrı kesicilere bağımlı yaşıyordum. Yaz kış yanımda yedek kıyafetlerle geziyor, terleme sorunumun önüne geçemiyor, kendimi çirkin hissediyordum. Hayattan da kendimden de yorgundum açıkçası ve bu şekilde öleceğimi, cenazemi taşıyacak kimsenin olmayacağını ve televizyonda izlediğim o haberdeki gibi, bedenimi evden vinç ile çıkaracaklarını düşünüyordum. Kısacası pes etmiştim.
 
Operasyon olma kararınızı verdikten sonra neler hissettiniz?
 
Ben operasyon kararımı bir gecede verdim. Böyle bir operasyonu ilk duyduğumda üstünde durmamıştım, sonra bir arkadaşımın “Sen zayıflasan bile at gibi bir kadın olacaksın asla ufak tefek, zarif bir kadın olamazsın” sözünün üzerine operasyon aklıma geldi ve o gün iş çıkışından bir sonraki günün sabahına kadar operasyonun detaylarını araştırdım. Beni neler bekliyordu, neler olacaktı, ne gibi riskleri vardı. Sanıyorum yaklaşık 12 saat kadar okuduktan sonra -ki bu 12 saat içinde umut, göz yaşı, ve bol miktarda hayal barındırır- sabahın ilk ışıklarında vermiştim kararımı. O kadar heyecanlıydım ki, annemin uyanmasını bekleyemedim, erkenden uyandırıp anlattım kararımı. Annem çok korktu, ama ben o kadar emindim ki kurtuluşumun bu olduğuna, bir an bile korkmadım. Çünkü operasyonun en kötü en istenmeyecek sonucu bir şeylerin ters gitmesi, hayatımı kaybetmem olurdu ama ben zaten alamadığım nefeslerle, sürekli yüksek tansiyonumla, hareket kabiliyetimi kaybetmeye başlamamla her geçen gün o sona yaklaşıyordum. Ya masada kalacak ya da sokakta yürürken hastalıklarımdan biri yüzünden ya kalp krizi ya beyin kanaması geçirip ölecektim. Hayatımın en önemli riskini alırken, bir an bile düşünmedim. Çünkü insan bazen hisseder, bazen kurtuluşu önündedir ve bilir, tek yol budur. Ben huzurla, mutlulukla, sevinçle almıştım bu kararı, o hayat benimdi ve ben onu almaya gidiyordum.
 
Operasyon öncesi, sonrası veya esnasında sizi çok etkileyecek bir anınız var mıdır?
 
Sağlığınızla ilgili bir karar aldığınızda, bir çok kişiden görüş almaya çalışırsınız. Ben de öyle yaptım tabii ki… Sevgili Doktorum (ki ben ona Superman’im diyorum) Prof. Dr. Halil Coşkun ile görüşmeden önce birkaç doktor ile daha görüşmüş, ancak ısınamamıştım. Kiminin hali tavrı, kiminin açıklamaları, kiminin tutumu onlara inanmamı engellemişti. 7 Mart 2013 Perşembe günü, Halil Hocam’ın muayenehanesindeydim. Milyonlarca hayal ve adı konulamayan bir duyguyla merdivenlerden çıktığımda, odasının kapısında karşıladı beni… Elimi öyle güçlü sıkıp, öyle kendine güvenli “Merhaba” dedi ki, o anda her bir hücremle güvendim ona… Önce durumumla ilgili sorular sorması, sonra bana detayları ile ameliyatı, tane tane anlayabileceğim şekilde anlatması, doğru kişiyi bulduğumu gerçekten hissettirdi. Operasyon öncesi yapmam gereken her şeyi, gerekçeleriyle beraber anlattı. O gün biliyordum, kendimi doğru kişinin ellerine bırakıyordum. Ameliyattan birkaç gün önce, endoskopi yapılacaktı. Anestezi almadan önce endoskopi yapılacak yerde “Ederlezi” şarkısı çalıyordu… Sonra Superman’im kendi uğurlu şarkısını açtı ama “”Ederlezi” benim uğurlu şarkımdı, ve hayat ya da karma nasıl isterseniz öyle adlandırın, bana doğru yolda olduğumu bir kere daha göstermişti. Ameliyat günüm de güzeldi benim… Odama geldiğinde, “haydi bakalım, önümüzdeki yaza seni kimse tanımayacak, hazır mısın yeni hayatına?” diye sordu bana Superman’im… Sakinleştiricinin etkisiyle “Söz mü?” diye sorduğumu hatırlıyorum. “Söz” dedi. O sözünü öyle güzel tuttu ki, önümüzdeki yazı beklemeye gerek kalmadı… O yaz, beni kimse tanımadı ☺ O tanıştığımız güne, o güçlü el sıkmaya, o her şeyi tane tane açıklayan adama bir kere daha şükürler olsun…
 
Kilo vermeniz başladığında neler hissettiniz? (Örneğin ilk alışveriş anınız veya eski arkadaşlarınız tarafından tanınamama)
 
Kilo verimi hayatınız boyunca en büyük kabusunuz olunca, ve son yıllarda, ne kadar uğraşırsanız 10 kilodan fazla veremeyince, önce ilk korkunuz “10 kiloyu geçebilecek miyim acaba?” oluyor. Tahmin ederseniz ki, 11. kiloyu verince evin içinde bir sevinç turu atıyorsunuz. ☺ Hele ki 100 kilonun altına düştüğünüzde, bir yandan ağlıyor bir yandan gülüyorsunuz. Tabii bu keyif hayatınızın her alanına yansıyor. Annemle alışverişe gittiğimizde, ki hızla kilo kaybedince bu alışverişler sıklaşıyor) annemin şu sözünü unutamıyorum “Bir beden küçük al Kelebek, önümüzdeki hafta da giyersin.” Tabii kabine girip ilk small beden kıyafetin size olması, kabinden sevinç gözyaşları ile çıkmanız da ayrı bir güzellik ☺ Ama en güzeli, bedeniniz sabitlenince, hiç denemeden kıyafet alabilmek ☺
 
Operasyon sonrasında ne gibi sıkıntılar yaşadınız ve bu sıkıntılarda Bariatrik Lab ekibi size nasıl yardımcı oldu?
 
Açık konuşmak gerekirse ben pek bir sıkıntı yaşamadım. Bazen özellikle ameliyatın ilk dönemlerinde panikleyip, “ben bunu yapabilir miyim?” diye sorduğum her soruya rahatlatıcı ve doğru cevaplar aldım. Bu süreçte en önemli şey, sorularınızı sıkılmadan yanıtlayacak bir ekibin karşınızda olduğunu bilmek. Neredeyse 3 yıllık ameliyatlıyım ve hala doktoruma ve BariatrikLab Ekibine istediğim her şeyi sorabiliyorum. Bu ne güzel bir mutluluk…
 
Operasyon sonrası yeni yeme alışkınlığınıza adaptasyon sürecinde neler yaşadınız?
 
Her zaman şunu savundum. Operasyon sonrasına, operasyon öncesinde çok iyi hazırlanmak lazım. Superman’im bu konuda da bir harika olduğu için beni operasyon öncesi diyetine yönlendirdi. Yaklaşık 1 ay bu diyeti uyguladım ve operasyon sonrasında hiç zorlanmadım. Zorlanacağım en büyük şeyin kafeinsizlik olduğunu düşünüyordum o zamanlar ama ona bile ihtiyaç duymadım. Az önce de söylediğim gibi, beyninizi hazırlamışsanız, operasyon sonrası sizin için çok kolay geçiyor. Sıvı dönemindeyken evinizde pişen ve sizin hastası olduğunuz yaprak sarmanın kokusunu bile duymuyor, sütünüzü keyifle içiyorsunuz.
 
‘İyi ki operasyon oldum’ diyor musunuz? Diyorsanız, kısa bir neden veya hikaye yazabilir misiniz?
 
“İyi ki operasyon oldum” ve “Keşke daha önce bilseydim” en sık kullandığım cümleler. Biliyorum ki, operasyona girmeseydim, bugün daha sağlıksız, daha mutsuz, daha bezmiş olacaktım. Operasyon geçirmeseydim, bugün bu sağlıklı bedenin bana sağladığı hiçbir şeyi yapamayacaktım. Benim içimdeki en büyük özlem tiyatro sahnesiydi. O sahnenin hep izleyici kısmındaydım hayatımın 29 yılı boyunca. Çünkü denemiş, ama dış görünüşüm nedeniyle kabul edilmemiştim… Fakat son 3 yıldır, ben o özlemini çektiğim sahnedeyim… Hayalimin kendisini yaşıyorum… O sahnenin tozunu keyifle yutuyorum. İnsanlar beni izlerken, sahnedeki bir kadınım… Dalga geçilecek, alay edilecek hiçbir yanım yok… Ya da bunu daha genele yayarsam, sokakta yürüdüğüm zaman kimse arkasını dönüp “yuh biraz daha yeseymişsin” gibi kırıcı laflar edemiyor. Geçip giden bir kadınım sadece… Bu özgürlüğe sahip olmak, muhteşem bir şey…
 
Bariatrik Lab ekibine söyleyeceğiniz şeyler var mıdır?
 
Yaptıklarınızı, severek, benimseyerek ve aşkla yaptığınızı biliyorum. Görüyorum. Lütfen böyle kalmaya devam edin.